MÜTEVAZI BİR DUAYEN: ARAM GÜLYÜZ

Hayat umurunda olmasa da, 139 tane film sığdır­mış 50 seneye. Anılarını anlatmaktan hoşlanmı­yor… Elinde bir kadeh rakı, bana bakıyor, “Geç­mişe dönmeyi sevmiyorum” diyor. Yaşlı ama ihtiyar değil Aram Gülyüz.
Sinemaya nasıl başladınız?
Tesadüfen oldu. Askerdeyim, bir subay yaklaştı; yanım­da da Erdal İnönü oturuyor. Subay, “Kore’de tercüman eksikliği var, gönüllü istiyoruz” deyince, hemen elim kalktı ve gönüllü olarak Kore’ye gittim. Altışar kişilik çadırlarda kalıyorduk. Çadırda bir adam vardı; hayatta hiç arkadaş edinemeyecek gibi gözüken o adam Halit Refiğ’di. 18 ay birlikte askerlik yaptık. Sinema yolumu o açtı.
Askerden dönünce birlikte mi çalıştınız?
Askerden dönünce İngiliz Havayollarında çalışmaya başladım. Zira bir zamanlar Londra’ya sözde okumaya gitmiştim. Ama Halit Refiğ peşimi bırakmadı. “Sen mat­rak adamsın, sinemaya gir, burada çürüyorsun” diye tutturdu. Kandım ve bir de baktım sinemadayım. Yapım­cı olarak başladığım sinema yolculuğumu yönetmenlikle sürdürdüm.

İlk filminiz hangisiydi?
“Sensiz Yıllar”, Metin Serezli ve Nurhan Nur’un baş­rolünü oynadığı bir aşk filmiydi. Aman aman bir iş yap­madı ama ben öne çıktım. Hiçbir şey bilmeden pat diye girdim işe, bir de baktım yönetmen olmuşum. Montaja gittim, aval aval bakıyorum. Hiç unutmuyorum, bir mon­tajcı vardı, bana “Bir dakika bekle” dedi, gitti stüdyonun sahibine “Bir rejisör geldi ama ne yapacağını bilmiyor” diye şikayet etti. Bu sefer, “Sen filmleri yan yana yapıştır, gerisini bana bırak” dedim.
Aslında bunun öncesi de var…
Onu da paylaşır mısınız?
Halit Refiğ, senaryosunu Aziz Nesin’in yazdığı bir film çekecekti. Birden Halit aşık oldu ve işi bırakıp gitti; biz kaldık ortada. Aziz Nesin’le konuştum, Alman bir yönet­menle anlaştık, o filmi çekti ben de parayı koydum.

Yeni kitabım: Aram Gülyüz

Aram Gülyüz. Yani benim Aram abim. Gençler bilmez belki zira ülkemiz çocukları geçmişten kopa kopa büyüyorlar ne yazık... Ama eminim yaşı yaşıma yakın olanlar çok iyi tanırlar onu. Ona bir rekortmen de denebilir, çünkü Türk sinemasının hayatta olup hâlâ bedeniyle çalışmakta olan en yaşlı ve en çok film yapmış yönetmenidir. Tam 140 filmi olduğunu bilir miydiniz?
Bunca yıl ara verdikten sonra nihayet yeni bir kitabım oldu dostlar. Yeşilçam’ın duayen yönetmenlerinden, en üretken, en pozitif, en muzip ve en sempatik olanı konu oldu bu kez bana. Aram Gülyüz. Yani benim Aram abim. Gençler bilmez belki zira ülkemiz çocukları geçmişten kopa kopa büyüyorlar ne yazık... Ama eminim yaşı yaşıma yakın olanlar çok iyi tanırlar onu. Ona bir rekortmen de denebilir, çünkü Türk sinemasının hayatta olup hâlâ bedeniyle çalışmakta olan en yaşlı ve en çok film yapmış yönetmenidir. Tam 140 filmi olduğunu bilir miydiniz? Sonuncusunu geçen yıl yaptı: ‘Zaman Makinesi 1973’. Kimi “A eveeet” dedi şimdi kimi de “O da ne ki?” dedi belki zira ülkemizin çok acılı bir gününe rastladı ilk gösterimi ve tanıtım daveti iptal edildi. Olsun. Nasıl olsa o öyle bir anda parlayıp puf diye sönecek filmlerden değil, eski Yeşilçam filmlerinde olduğu gibi on yıl sonra da aynı tadı verenlerden. İhtiyar delikanlı helikopterle bile çekim yaptı o filmde ve enerjisiyle gençlere taş çıkarttı.

Aram Gülyüz’le zaman makinesinde

Bu hafta gösterime giren ‘Zaman Makinesi 1973’, afişlerde ne kadar geniş yer olsa da çoğunlukla A. Gülyüz diye kısaltılan ismi Yeşilçam’la özdeşleşmiş bir yönetmen olan Aram Gülyüz’ün 140. filmi. İnanması güç ama elli beş yıllık bir sinema kariyerine sahip olan yönetmenin bugüne kadar hiçbir filminin galası yapılmamış. Aram Bey’le Okmeydanı’ndan gelen acı haberden bir gün önce, Nişantaşı’nda müdavimi olduğu kafede buluşup uzun uzun sohbet ettik.

 

EVRİM KAYA
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Bu öyle bir meslek ki, sen yaptığın filmin çok iyi olduğunu zannedersin ama rezil olursun. Kapalı kutudur, açılmadan bilemezsin. Bu film de insanlara nasıl tesir edecek bilmiyorum, konu çok değişik.
Bu hafta gösterime giren ‘Zaman Makinesi 1973’, afişlerde ne kadar geniş yer olsa da çoğunlukla A. Gülyüz diye kısaltılan ismi Yeşilçam’la özdeşleşmiş bir yönetmen olan Aram Gülyüz’ün 140. filmi. İnanması güç ama elli beş yıllık bir sinema kariyerine sahip olan yönetmenin bugüne kadar hiçbir filminin galası yapılmamış. Yönetmen geçen Çarşamba gecesi 140. filmi için ilk kez olarak gerçekleşecek galaya hazırlanırken, kaderin cilvesi, Salı sabahı Berkin Elvan’dan gelen kötü haberle İstanbul’da hayat durdu ve pek çok etkinlikle birlikte 55 yıllık bir yönetmenin ilk gala gecesi de belirsiz bir tarihe ertelendi. Aram Bey’le Okmeydanı’ndan gelen acı haberden bir gün önce, Nişantaşı’nda müdavimi olduğu kafede buluşup uzun uzun sohbet ettik.
55 yıl önce Kore’de askerken tanıştığı Halit Refiğ’in ısrarıyla sinemaya girmeden önce British Airways’te çalışıyormuş Aram Gülyüz. Havayollarını bıraktığına pişman olduğunu söylese de geçmişi gülümseyerek hatırlıyor. 140 sinema filmi, 29 televizyon dizisini içeren bir kariyerden söz ediyoruz. Haliyle tanımadığı, birlikte çalışmadığı bir oyuncu kalmamış gibi. Hiçbirinden şikayet etmiyor, hepsini sevgiyle anıyor. Son filmi ‘Zaman Makinesi 1973’, Gürgen Öz’ün canlandırdığı günümüzden bir gencin babasından kalma bir Anadol’la hız yapınca kendisini birdenbire 1973 yılında bulmasıyla ortaya çıkan komik olayları anlatıyor. Aram Bey’e zaman makinesi kendisinde olsa ne zamana dönmek isterdiniz diye sorunca geçmişte de gelecekte de gözü olmadığını söylüyor; yaşadığı şeyleri bir daha yaşamaya niyeti yok. Ancak onun anlattıkları, o günleri yaşamayanlar için bir küçük zaman yolculuğu olanağı sunuyor.